mana yolcusu

Ana Sayfa Profilim Arşiv

Hakkımda

"EY MANA YOLCUSU!.. Musa'da Firavun'da senin varlığında mevcuttur. Bu iki hasmı kendinde araman gerekir. Vahyin ışığında aydınlanki,sendeki Musa,sendeki Firavun'a galip gelsin!.. Ne zamana kadar dünyanın peşinde koşacaksın??? Bilki şu dünya gömleği birgün sana kefen olacaktır... Saman çöpü gibi her rüzgardan titrersen,,, dağ bile olsan heybetin kaybolur; bir saman çöpüne DEĞMEZSİN!.."


Yazılarım

SENİN İÇİN GÖRÜLEN BİR DÜŞTE BEN OLSAYDIM


Arkadaslarım

Özkan Özdemir
cennetgozlumasilsevdam
Blogcu Yardım
cennetkokusu
sessizciglik1
surgunsehrim
huzunmahkumu
simuzer60
rahmetyagmuru
elifnun
uyanangenclik
canahmedimsav
nurumuhammed
visalyolcusu


Zıyaretcılerım





VEDA HUTBESİ


(9 Zilhicce l0 H./8 Mart 632 M. Cuma)
Peygamberimiz Hz. Muhammet (s.a.s.) Vedâ haccında, 9 Zilhicce Cuma günü zevâlden sonra Kasvâ adlı devesi üzerinde, Arafat Vâdisi'nin ortasında 124 bin Müslümanın şahsında bütün insanlığa şöyle hitabetti.

Bismillahirrahmanirrahim
"Hamd Allah'a mahsustur. O'na hamdeder, O'ndan yardım isteriz. Allah kime hidâyet ederse, artık onu kimse saptıramaz. Sapıklığa düşürdüğünü de kimse hidâyete erdiremez. Şehâdet ederim ki; Allah'dan başka ilâh yoktur. Tektir, eşi, ortağı, dengi ve benzeri yoktur. Yine şehâdet ederim ki, Muhammed O'nun kulu ve Rasûlüdür. "

Ey Nâs!

Sözümü iyi dinleyiniz. Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada ebedî olarak bir daha berâber olamayacağım.

İnsanlar!

Bu günleriniz nasıl mukaddes bir gün, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay, bu şehriniz Mekke nasıl kutsal bir şehir ise, canlarınız, mallarınız, nâmus ve şerefiniz de öylece mukaddestir; her türlü tecâvüzden masûndur.

Ashâbım!

Yarın rabbınıza kavuşacaksınız. Bugünkü her hâl ve hareketinizden muhakkak sorulacaksınız. Sakın benden sonra eski sapıklıklara dönüp de birbirinizin boynunu vurmayınız. Bu vasiyyetimi burada bulunanlar, bulunmayanlara bildirsinler. Olabilir ki, bildirilen kimse, burada bulunup da işitenden daha iyi anlayarak hıfzetmiş olur.

Ashâbım!

Kimin yanında bir emânet varsa, onu sâhibine versin . Fâizin her çeşidi kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Fakat aldığınız borcun aslını ödemek gerekir. Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız. Allah'ın emriyle bundan böyle fâizcilik yasaktır. Câhiliyetten kalma bu çirkin âdetin her türlüsü ayağımın altındadır. İlk kaldırdığım fâiz de Abdülmuttalib'in oğlu amcam Abbas'ın fâiz alacağıdır.

Ashâbım!

Câhiliyet devrinde güdülen kan davaları da tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası, Abdülmüttalib'in torunu (amcalarımdan Hâris'in oğlu) Rabîanın kan davasıdır.

Ey Nâs!

Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu konuda Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları Allah'ın emâneti olarak aldınız. Onların nâmus ve ismetlerini Allah adına söz vererek helâl edindiniz. Sizin kadınlar üzerinde hakkınız, onların da sizin üzerinizde hakları vardır. Sizin kadınlar üzerindeki haklarınız, âile nâmusu ve şerefinizi kimseye çiğnetmemeleridir. Eğer onlar sizden izinsiz râzı olmadığınız kimseleri âile yuvanıza alırlarsa, onları hafifçe dövüp korkutabilirsiniz. Kadınların sizin üzerinizdeki hakları ise, örfe göre her türlü (meşru ihtiyaçlarını), yiyecek ve giyeceklerini temin etmenizdir.

Mü'minler!

Size iki emânet bırakıyorum. Onlara sımsıkı sarıldıkça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. Bu emânetler, Allah'ın kitabı Kur'ân ve O'nun Peygamberinin sünnetidir.

Ey Nâs!

Devâmlı dönmekte olan zaman, Allah'ın gökleri ve yeri yarattığı günkü duruma dönmüştür. Bir yıl, l2 aydır. bunlardan 4'ü Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Recep hürmetli aylardır.

Ashâbım!

Bugün şeytan sizin şu topraklarınızda yeniden nüfûz ve saltanatını kurma gücünü ebedî olarak kaybetmiştir. Fakat size yasakladığım bu şeyler dışında, küçük gördüğünüz şeylerde ona uyarsanız, bu da onu sevindirir. ona cesâret verir. Dininizi korumak için bunlardan da uzak kalınız.

Mü'minler!

Sözümü iyi dinleyin, iyi belleyin. Rabbınız birdir, babanız birdir. Hepiniz Âdem'densiniz, Âdem de topraktan yaratılmıştır. Hiç kimsenin başkaları üzerinde soy sop üstünlüğü yoktur. Allah katında üstünlük, ancak takvâ iledir. Müslüman müslümanın kardeşidir. Böylece bütün müslümanlar kardeştir. Gönül hoşluğu ile kendisi vermedikçe, başkasının hakkına el uzatmak helâl değildir. Ashabım! Nefsinize de zulmetmeyin. Nefsinizin de üzerinizde hakkı vardır. Bu nasihatlarımı burada bulunanlar, bulunmayanlara tebliğ etsinler.

Ey Nâs!

Cenâb-ı Hak Kur'an da her hak sahibine hakkını vermiştir. Mirâsçı için ayrıca vasiyyet etmeye gerek yoktur. Çocuk kimin döşeğinde doğmuşsa, ona âittir. Zina eden için ise mahrûmiyet vardır. Babasından başkasına soy (neseb) iddiâsına kalkışan soysuz, yahut efendisinden başkasına intisâba yeltenen nankör, Allah'ın gazabına, meleklerin lânetine ve bütün müslümanların ilencine uğrasın. Cenâb-ı Hak böylesi insanların ne tevbelerini ne de adâlet ve şâhitliklerini kabûl eder.
www.htlmkodes.tr.gg

Ashabım!

Allah'tan korkun, beş vakit namazınızı kılın, Ramazan orucunuzu tutun, malınızın zekatını verin, âmirlerinize itaat edin. Böylece Rabbınızın Cennetine girersiniz.

www.htlmkodes.tr.gg
Ey Nâs!


Yarın beni sizden soracaklar, ne dersiniz? Ashâbı kiram:

Allah'ın dinini teblîg ettin, vazîfeni hakkıyla yaptın, bize nasihat ve vasiyette bulundun, diye şehadet ederiz, dediler.

Rasûlüllah (s.a.s.) mübarek şehâdet parmağını göğe doğru kaldırdı, cemâat üzerine çevirip indirdikten sonra üç defa:

Şâhid ol Yâ Rab!

Şâhid ol Yâ Rab!

Şâhid ol Yâ Rab!


buyurdu.





Eglence









<

SENİN İÇİN GÖRÜLEN BİR DÜŞTE BEN OLSAYDIM

 

 

 

 

 

 



İkindi yağmurlarının damlalarına,

Fok balıklarının yardımcısı martılara,

Ve hüzünle açıvermiş lâlelere,
Sultanahmet camîsindeki kırk halkaya,
Babasını arayan Felluce'li çocuğa,
Çırpınırdı Karadeniz’e yetişmek için acele alınan abdeste,
Bir bakışla hurmalarını döküveren ağaca,
Firavn’ın başındaki Cebrail’in telaşına,
Gökleri sarstığı gibi yüzleri de aydınlatan dua dolu ellere,
Hikmet taleplerinin dönüştürülemez acelesine,
Yağmur şiirine iç geçirip ağlayan gönüllere and olsun ki,
Zamanı geldi vuslatın...






”Yağmur, seni bekleyen bir taş da ben olsaydım.”




Hüd Hüd’ün sırlı bahçelerindeki güzide güllerin içindeydi kokun. Biliyorum, yalnızlığımız kadar tutkunsun seçkin ve kıymetli olana. Bu tercih nasıl gerçekleşecek diye düşünmeden de geçip gidiyor ömrümüz. Hakîler maviye döndüğünde, ölümlere uyanmak isterim hayat dolu tebessümünle...
Yağmur,


”Sana sırılsıklam bir bakış da ben olsaydım”



Halkaların içindeki halkaya gözleri kapalı bakmak gerekir. Nasıl gözü kapalı ölmeye geldiysek yanına; ölmeye geldiysek ölmeden evvel gizli bahçene; “Göz açılmaz, gönül görmelidir” dedin. Başımızı eğdik. Yeşilden bir bahçe oldu Musa’nın mezarı. Biz Yusuf’un derdiyle Yakub olmuş kalpler ve göklere çevrilmiş gözlerle geldik. Ve yine nisan geldi. Yağmur, sen nisanla geldin. İnsanlığa rahmet, alemlere rahmet olarak geldin. Ey yüz akı, gönül aydınlığı.. Kabul olmuş sadaka kadar güzel bir duygu sarıyor seni anan yüreğimi…



”Çaresiz bir takvimden yalnızlığa gün saydım
Bir cezir yaşadım ki yaşanmamış mazide
Dokunduğun bir küçük nakış da ben olsaydım”



Kabul et hicretimizi, samimi olan samimiyetlerimizi boş çevirme Yağmur....
Kapına ansızın gelmiş sahabe kırılganlığını da bir yana bıraktım. Adına hüküm inmiş Salebe’nin öğüdünü de unutmayarak düştüm düşenlerle. Rükû edenlerle beraber rükû ederek muhabbeti gerçekleştirmek istedim. Çünkü muhabbet sende kaybolmaktı. Sen, en yükseklerde, perde açıldığında kendi yüzünü görensin. Yağmur, sen Muradullah’sın...



''Çölde seni özleyen bir kuş da ben olsaydım
Bir hüzün ülkesine gömülüp kaldı adım
Kapanıyor yüzüme aralanan kapılar
Senin için görülen bir düş de ben olsaydım.
Sana sırılsıklam bir bakış da ben olsaydım...”

 


Tarih: 18:52, 25/11/2009
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı


BLOG DESİNG BY